ÖNEMLİ TELEFON NUMARALARI
ÖNEMLİ LİNKLER
BİLGİ ve TECRÜBELER
YÖREMİZDEN YEMEK TARİFLERİ
YÖRE BİTKİLERİ ve FAYDALARI
SAĞLIK
HUKUK
Konu: ÖNEMLİ TELEFON NUMARALARI  (Okunma Sayısı 136 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Mart 28, 2007, 01:22:29 pm »

Önemli Telefonlar:
NURİ KAYAPINAR MUHTAR:0542 514 89 31
KARAGÖL KÖYÜ-GEMEREK-SİVAS:0.346 644 60 58
Valilik(Santral) :0346 224 45 45
Valilik Özel Kalem :0346 223 10 01
Belediye Başkanlığı :0346 221 01 10
Cumhuriyet Savcılığı :0346 221 51 75
Cumhuriyet Üniversitesi (Rektörlük) :0346 219 10 10
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fak.Hast. :0346 219 13 00
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü :0346 223 59 08
Polis İmdat : 155
Jandarma : 0346 215 10 14
Hızır Acil Servis : 112
Numune Hastanesi : 0346 221 60 10
Otogar : 0346 226 15 90
Tren Gar Danışma : 0346 22110 91
Havaalanı: : 0346 227 02 62
Havayolları Bilet Satış Bürosu : 0346 224 46 24
Kangal Köpeği Üretme Çiftliği:
Kangal :0346 457 26 56
Ulaş :0346 781 26 38
Kangal Balıklı Kaplıca :0346 469 11 51
Sıcak Çermik :0346 763 43 96
Soğuk Çermik :0346 285 11 71

İlde Bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı birimler
Birimin Adı: İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü
Adres: Atatürk Kültür Merkezi-Sivas
Telefon No: 0346 223 59 08
Fax No: 0346 223 92 99

Yerel televizyonlar:
Başak tv:223 68 10
Elif tv:223 49 00
Kanal 38:330 2215
ÖZEL HASTANELER:
Düven önü poliniği:221 15 31
Düven önü tıp mewrkezi:222 57 50
Güneş hastanesi:320 84 84
Hunat tıp merkezi:22106 00
Hüma kadın saglık merkezi:222 61 61
Hayat hastanesi:231 0158
İbni sina tıp merkezi:330 10 31
Kaysri kalp hastanesi:330 26 43
Melikgazi hastanesi:235 52 03
Ömür hstanesi:222 47 90
Sevgi hastanesi:224 01 01
Tekten tıp merkezi:320 42 22
Kayser il         Valiliği:221 14 56
Kayseri vali yardımcısı:221 03 52
Kayseri Sivas’lılar derneği:336 53 30
Sivas il Valiliği:0 34221 10 01
Köy Hizmetleri:0346-221 37 00
Cumhuriyet Ünüversitesi:0346-219 13 00
Sivas devlet hastanesi:0346-715 10 82
SSK Hastanesi:0346-221 60 11
Ticaret ve sanayi il müdürlüğü:0346-221 28 72
Şarkışla d Devlet hastanesi:0346-311 54 60
Gemerek Devlet hastanesi:0346-715 10 82
Gemerek Emniyet Müdürlüğü:0346-614 17 00
Gemerek T:E:K:0346-614 15 15-614 11 68
KIZIL IRMAK TURİZİM:0346-226-15 78-22324 47
ŞARKIŞLA:0346-5121081-5125987-51226 66-51226 65
YENİ ÇUBUK:0346 654 76 63

MİLLETVEKİLLERİ
Ömer KULAKSIZ -  Sivas:0352-420-56 62-63
Orhan TAŞ- Sivas:0312-420 63 46-47
Abdullah GÜL –Kayseri:0312 418 58 96
Sadık YAKUT-Kayseri:0312-420 81 82
Mustafa ELİTAŞ-0312-420 61-42
Taner YILDIZ:420 50 72
Adem BAŞITÜRK:420 53 46
Niyazi ÖZCAN:420 63 32
Mustafa DURU:420 56 56
Muharrem ESKİYAPAN:420 58 34
Satın almış olduğunuz özürlü ürünlerde;sinenize çekip ,üstüne bir bardak su içmeyin.
                                        TSE
Necati bey cadesi 112 Bakanlıklar-ANKKRA
TEL:0312-417 83 30(on hat)
Boytaş Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Tel:0325 321 27 33 (5 Hat)
Fax:0325 321 27 41
Kayseri Boytaş Satış Sonrası Hizmetler Müdürü
Tel:0352 322 19 77 / 4444
« Son Düzenleme: Mayıs 21, 2007, 11:00:54 am Gönderen: Ömer_TURAL » Logged

Linkleri Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Görebilir.
Linki Görebilmek İçin Kayıt Ol veya Giriş Yap
www.karagöl.com
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« Yanıtla #1 : Mayıs 21, 2007, 11:15:36 am »

TELEFON REHBERİ
KAYSERİ'DE YAŞAYAN KARAGÖL KÖYLÜLERİ 
KİŞİ VEYA KURUM ADI  TELEFON NUMARASI ADRESİ
Vedat ALKAN  Tel:0352-2221026 GMS:05428431325
 Serbest Muhasebeci 
Mümin IŞIK Tel:0352-643 92 33
 Elktirikçi ve Doğalgaz Tesisatçısı
KARAGÖL DOLMUŞ SERVİSÇİLERİ 
KİŞİ VEYA KURUM ADI  TELEFON NUMARASI ADRESİ
Adnan  ALTUNTAŞ
 05443 605 36 23 
Cemalletin İLHAN
 0543 447 53 23
H.Osman KAYA
   
Turgay KARABULUT
 0543-299 0164 
Ahmet ÇOLAK
   
ÖNEMLİ TELEFONLAR 
KİŞİ VEYA KURUM ADI  TELEFON NUMARASI ADRESİ
Köy Muhtarlığı  644 60 58
Cep:0542 514 89 31
 
Köy Sağlıkocağı  644 62 33   
Gemerek Belediyesi 0346-614 10 27 
Gemerek ZİRAT Bankası
 0346- 614 10 08   
Gemerek Tarım Zirat
 0346:614 10 13 
Gemerek Kaymakamlık
 0346-614 10 01 
Gemerek Minibüsçüler Kooperatifi
 Yeniçubuk:
0346-654 88 50
Gemerek:
0346 614 24 94
Hunat:
0352-231 89 14
 
Yangın
 110 
OTOBÜS İŞLETMELERİ 
KİŞİ VEYA KURUM ADI  TELEFON NUMARASI ADRESİ
KENT:
 Türkiye’nin her yerinde:
444 00 38
Sivas:0346-226 15 81
Şarkışla:
512 26 66 Yeniçubuk:
654 88 50
Kayseri
:0352-336 40 00 
Kızıl Irmak
 0352-336 98 18 
İnci Turizm
 0352 36 50 00 
İpek Turizm
 Kayseri:
0352-330 09 00
Türkiye’nin her yerinden:
444 38 38 
GEREKLİ NUMARALAR 
KİŞİ VEYA KURUM ADI  TELEFON NUMARASI ADRESİ
Kayseri Devlet Hastanesi
 0352-336 88 82 
Doğum Evi  0352-338 21 49 
N.N.Yazgan Göğüs Hastalıkları
 437 58 00 
Kayseri PTT M üdürlüğü
 235 15 55 
İl Telekom M üdürlüğü
 555 10 10 
SSK Hastanesi
 336 66 23 
Türk Hava Yolları 222 38 58 
Devlet Demir Yoları :231 13 13 
Tarım il Müdürlüğü 339 43 18 
Bağkur il Müdürlügü 336 40 40 
Türkiye İ ş Kurumu 222 42 78 
Sanayi ve Ticaret il Müdürlügü 222 4313 
SİVAS - GEMEREK - YENİÇUBUK 
KİŞİ VEYA KURUM ADI  TELEFON NUMARASI ADRESİ
Yeniçubuk Belediyesi  0346 654 73 76   
Gemerek Devlet Hastanesi 0346 614 22 83 
İSTEDİĞİNİZ SİNEMA FİLMLERİNİ BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ
ONLINE SEÇTİĞİN MÜZİĞİ DİNLE!
ÖNEMLİ LİNKLER
Lüzümsüz Bilgiler...Ayakkabı Bağlama Sanatı :D
HALİFEYİ AĞLATAN ÇOÇUK
KANSER HUCRELERINI BESLEMEYIN
SİVAS İRADE-İ MİLLİYE GAZETESİ
KÖY ANIZLARI YAKILIYOR
Gönderen Konu: HALİFEYİ AĞLATAN ÇOÇUK  (Okunma Sayısı 13 defa)
ebral
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3


« : Kasım 02, 2007, 02:32:44 pm »

OKUDUĞUMUZ KİTABLAR ,MAKALELER ,DERGİLER .KISSALAR VS OLSUN BUNLARI OKURKEN DÜŞÜNEREK OKUMALIYIZ VE DERS ÇIKARTARAK OKUMALIYIZ BENDE SİZE OKUDUĞUM KÜÇÜK
Gönderen Konu: KANSER HUCRELERINI BESLEMEYIN  (Okunma Sayısı 86 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Mayıs 27, 2007, 03:49:22 pm »

İYİ GÜNLER

 Karagölköyü  Adına bir internet sitesi kurduğunuz için tebrik ederim.
Bende bu siteye aşağıdaki yazı gibi bilgilendirici, düşündürücü ve eğlenceli yazılarla destek olmak istiyorum .
Eğer kabul ederseniz ilk yazımı gönderiyorum ve cevabını bekliyorum ,
Başarılar dilerim.

Ahmet KARAKAŞ
Rahmetli MAHMUT KARAKAŞ' IN OĞLU

KAYSERİ / ORTAANADOLU


KANSER HUCRELERINI BESLEMEYIN

 
Kanserin beslenmesine izin vermeyin! Bilim adamlari kanser hucrelerinin en sevdigi yiyecege karsi uyariyor... Bu "tatli" yiyecek ne mi? Okuyun, sasirin...
Kanser en cok neyi sever?
Her doktor ogrenciligi sirasinda Otto Warburg'un bulusunu ogrenir. 1930'lu yillarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani saglikli bir hucreyi kanser hucresinden ayiran seyin ne oldugunu bulmustur. Bu, o kadar onemli bir bulustur ki, Otto Warburg'a Nobel Odulu kazandirmistir.

Otto Warburg'a gore kanserin bir temel sebebi vardir. Bu da, vucudun normal hucrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz - anaerobik- hucre solunumuyla yer degistirmesidir.
Warburg'un bulusu bize baska neleri anlatmaktadir? Birincisi, kanser, normal hucrelerden cok farkli bir bicimde metabolize olmaktadir. Normal hucreler oksijene ihtiyac duyar; kanser hucreleri oksijenden kacinir. Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanilan bir yontemdir.
Bu bulusun bize anlattigi baska bir sey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon) sureciyle metabolize oldugudur.
Kanserin metabolizmasi normal hucre metabolizmasi ndan 8 kat daha buyuktur.
Yukarida soyledigimiz her seyi birlestirirsek ortaya su tablo cikiyor: Vucut, kanseri beslemeye calisirken mutemadiyen kapasitesinin ustunde calisir. Kanser devamli acliktan olmenin esigindedir ve vucuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alimi kesilirse kanser acliktan olmeye baslar. Tabii kendisini beslemek icin vucudun seker uretmesini saglayamazsa. .

Proteinlerden
seker
Bu ziyan sendromuna kaseksia (cachexia) denir. Kaseksia vucudun proteinlerden (evet, dogru duydunuz, karbonhidratlardan veya yaglardan degil de, proteinlerden) "glukoneogenez" (yeniden glukoz yapimi) islemiyle, seker elde etmesidir. Bu seker kanseri besler. Vucut sonunda, kanser hucresini beslemeye calisirken kendisi aclik ceker.
Simdi, kanserin sekerle beslendigini ogrenmisken, onu sekerle beslemek mantikli geliyor mu size? Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak?
Bugun, kansere karsi uygulanan bircok besin terapisi mevcuttur (ise de yaramaktadirlar) cunku gunun birinde birisi seker ve kanser arasindaki baglantiyi gormustur. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakimindan zengin
gidalara izin verilmez. Terapilerin hicbirinde sekere de izin verilmez cunku seker kanseri beslemektedir.
Peki doktorunuz bu gercekleri size neden soylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kisinin siz degil, kendisi oldugunu dusunmektedir. Belki Otto Warburg'un bulusunu duymustur ama geri kalan parcalari tamamlayamamis tir. Belki de beslenmeyle ilgili hicbir sey ogrenmemistir. Aslinda 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluslarindan biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadigini iddia etmekteydi!! !!
Kanser ve seker baglantisindan haberdar olanlar ise, dikkate deger terapilerle ortaya ciktilar. Bunlardan biri 'Laetrile'dir. Kaseksiali
hastalarin yuzde 50'den fazlasinda glukoneogenez surecini durduran hidrazin sulfat bunlardan bir digeridir.
Bugun, Minnesota Universitesi kemoterapi alaninda bir "akilli bomba" uzerinde calismaktadir. Akilli bomba diyebilecegimiz ilacin uzerinde bir kaplama vardir. Ilac, vucutta oksijensiz bir bolge ile karsi karsiya geldiginde bu kaplamayi uzerinden atar. Kanseri yok etmek icin kemoterapiyi serbest birakir. Cunku, vucutta oksijensiz tek alan, kanserli bolgedir.
Kanser hucresini ac birakmaya calisan besin terapileri de vardir. Kanserin ne sevdigini bilen hasta, bunlari yemekten kacinir. Kanser, cig yiyeceklerdense, pismis yiyecekleri sever. Pisirme islemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de,
kanserin seker sevdigini aklinizdan cikarmayin. Kanserinizi sevmiyorsaniz, onu beslemeyin!


Seker yerine tatlandirici kullanmak cozum degil
Seker yerine tatlandirici kullanmayi dusunuyorsaniz, baska bir tuzaga dusmus olursunuz. Tatlandiricilari n da vucuda ciddi zararlari oldugu, yapilan arastirmalarla kanitlandi. Ornegin, Amerikan Gida ve Ilac Dairesi (FDA), sakarin iceren her turlu gida maddesinin uzerine "Sagliga
zararlidir. Hayvanlar uzerinde yapilan testlerde kansere yol acmistir." ibaresinin konmasini sart kostu. Aspartam ve sukraloz gibi diger tatlandiricilar da yan etkileri nedeniyle uzak durulmasi gereken gidalardir . a Ama maalesef hic birinin uzerinde "zararlidir"  uyarisi  yoktur.
Kaynak: International Wellness Directory


Son iki yuzyildir seker tuketimi nasil artti?
Ingiltere'de 1815'de 5 kg civarinda olan kisi basina yillik cay sekeri tuketimi 1970'de 50 kg'in uzerine cikmistir. 1970-2000 yillari arasinda ABD vatandaslari onceki yillara oranla yilda 100 litre daha fazla sekerli mesrubat tuketmislerdir.
Turkiye'deki durum da artik cok farkli degildir. Cocugu ile buyugu ile cilginca seker ve beyaz un kullanilmaktadi r. Butun bu bilgiler kanserlerin nicin arttigini goz onune acikca sermektedir.


Asagidaki tedbirlerle kanserlerin en az ucte ikisi onlenebilir;

- Un ve sekerden kacinarak insulin direncini yenin.   
- Hicbir sekilde tatlandirici ve tatlandirici iceren 'light' hafif yiyecek ve icecek tuketmeyin.
- Katki maddesi ilave edilmis, paketlenmis gidalari yemeyin.
- Tas devri diyetini uygulayin. Bol taze sebze ve meyve yiyin.
- Yeterli omega-3 alin; aycicegi, misir, soya, pamuk ve margarin gibi yaglari diyetinizden cikartin. Bunlarin yerine zeytinyagi ve dogal hayvani yaglari (tereyagi, et yaglari) yiyin.Kilonuza uygun gunde 20 - 40 gr.dan fazla yag yemeyin.
- Kefir, yogurt, tursu, sirke, nar eksisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydali mikroplar) zengin gidalarla beslenin.
- Ozgur dolasan hayvanlarin etini ve yumurtasini yiyin.
- Pastorize sutlerden mumkun oldugunca kacinin. Kutu sutu tuketmeyin. Mumkunse gunluk sise sutu kullanin.
- Sut yerine sut urunlerini (yogurt, peynir) tercih edin.
- Gunde iki dis sarimsak ve/veya 1 bas kuru sogan tuketin.
- Gunde 1-2 tatli kasigi zerdecal tozu tuketin.
- Gunde 20 gr. kadar yagli cig kuruyemis(ceviz,badem,findik vb.) , kisin 40 gr. kadar kuru meyve(kayisi,siyah uzum,erik) tuketin.
- Yesil ve siyah cay tuketin (sekersiz!!!!).
- Stresten uzak durun. Iyi uyuyun.
- Cevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
- D vitamini duzeylerinizi yukseltmek icin dengeli bir sekilde guneslenin ya da D vitamini takviyesi alin.
- Yeteri derecede egzersiz yapin!!!!
- Asiri alkol kullanmayin.
- Islenmis soya urunu yemeyin.
- Yemekleri geleneksel yontemler (bugulama, buharda pisirme) ile pisirin.
- Turbo firinlar da kullanilabilir. Hizli pisirme yontemleri (mikrodalga gibi) besin kayiplarina yol acar; ayrica kanserojen olabilirler!!!!
- Daha cok toprak (guvec), cam ya da kalayli bakir kaplari tercih edin.
- Emaye ve celik tencere daha sonraki tercihiniz olsun.
- Teflon ve aluminyumu ise kesinlikle kullanmayin.
 
Prof. Dr. Ahmet AYDIN
IU Cerrahpasa Tip Fak.
Cocuk Sagligi ve Hastaliklari ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dali Baskani
Gönderen Konu: SİVAS İRADE-İ MİLLİYE GAZETESİ  (Okunma Sayısı 48 defa)
mkarakas_58
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2



WWW
« : Mayıs 06, 2007, 08:13:38 am »

Milli mücadelede faaliyet gösteren Sivasın ilk ulusal manada yayın yapan gazetesi...




                                İRADE-İ MİLLİYE GAZETESİ


         Atatürk, bu güne kadar “Minber”, “İrade-i Milliye” ve “Hakimiyet-i Milliye” olmak üzere üç gazete çıkarmıştır. Yaptıklarını ve yapacaklarını halka duyurarak kamuoyu oluşturmak isteyen Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı andan itibaren basından destek almış ve basının gücünü en etkili şekilde kullanmıştır.
         Atatürk ikinci gazetesini Sivas Kongresi’nden sonra çıkarmıştır. 4 Eylül 1919 günü başlayan ve 11 Eylül’de sona eren Sivas Kongresi’nin ardından Mustafa Kemal çevresindekilerden yeni çıkaracağı gazete için güvenilir bir yazı işleri müdürü bulmalarını ister. Aranan yazı işleri müdürü bulunur ve gazete çok kısa bir süre içinde çıkarılır. Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal tarafından kurulmuş olan gazetenin imtiyazı Selahattin Ulusalerk’e aittir. Gazetenin yazı işleri müdürü ise Mazhar Müfit Kansu’dur. Gazetenin adı ve başlık altı Mustafa Kemal tarafından tespit edilmiştir; “İrade-i Milliye” (Metalip ve Amali Milliye’nin   Müdafiidir).
   
          Anadolu’da başlayan kurtuluş hareketinin yayın organı olan “İrade-i Milliye” Mustafa Kemal’in çalışmaları sonucunda Sivas’ta çıkmıştı. Sivas Valisi Elhaç Ahmet İzzet Paşa tarafından 1878 yılında tesis edilen vilayet matbaası1 milli mücadele döneminin ilk gazetesi olan İrade-i Milliye’nin basım yeri oluyordu. Basının önemini çok iyi bilen Mustafa Kemal, henüz Sivas Kongresi’nin toplandığı ilk günkü oturumda bu konuyu ele almıştı. İsmail Hami Bey “... efendim, bendeniz hem yakında neşredilecek gazetemizde (İrade-i Milliye) meşgul olacağım...” diyordu. Bu konu, diğer günler araya önemli konuların girmesi üzerine böylece kapanmıştı. Nihayet 11 Eylül’de Rauf Bey, “propaganda için bir gazete çıkarılacaktı. Arkadaşlarımızdan bir heyet bazı evrakımızın neşri ve yazılar yazılmasıyla meşgul olmalıdır, kongre dağıldıktan sonra herkes hususi işleriyle meşgul olur, bunu şimdiden halletmelidir” diyordu.

         Mustafa Kemal’de 11 Eylül’de Sivas Kongresi sona ererken bu önemli silahtan mahrum olunduğunu görüyordu. Kongre azalarından Sivas’ın emektar muallimi Rasim Bey’e   başvurarak:

“— Bir gazete çıkaracağım. Mesul müdürlüğünü üzerine alacak itimada şayan biri   lâzım.”

        Rasim Bey de, derhal araştırmaya başlayarak, öğrencilerinden yirmi iki yaşındaki Selahattin Bey’i bulmuş, güvendiği bu gence teklifini yapmıştı. Selahattin Bey o günleri şöyle anlatmaktadır: “Atatürk, kendisiyle teması olan zevata Sivas’ta bir gazete çıkarmak kararında olduklarını ve bunun içinde bir münasib kimsenin kendisine tanıtılmasını emretmişler... Hemşehrilerim bu zata beni münasib görerek arzettiler ve Sivas Kongresi’nin naşiri efkarı olmak üzere bir gazetenin çıkarılması ve imtiyazının adıma alınmasını Büyük Ata bana emrettiler. Derhal mahalli hükümete müracaat ettim. İhtidamızı tahkikat bahanesiyle geciktiriyorlardı... Nihayet Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin beyannamesinin muamelesi ikmal edilirken bir yandan da bizim imtiyazımızı   verdiler.
          Gazetenin ebadı 30X50 santimetre genişliğinde dört sayfadan ibaretti. Başlığı da, elde mevcut harflerin  en    büyüğü   ile   dizilmişti..”
Bir klişe yaptırmak mümkün olmadığından 36 punto nesih harflerle “İrade-i Milliye” adı dizilmişti. Gazetenin şekil ve sütunlarının durumu sermürettip Mahmut Efendi tarafından yapılıyordu. Sivas Vilayet matbaasında bulunan baskı makinası meşrutiyet döneminde getirilmişti. Anadolu’daki pek çok köhne makina gibi bu da kolla çevriliyordu. Matbaada bu köhne makina yanında iki kasa harf ve iki mürettib vardı. Vilayet matbaa müdürü Abdülkadir yanında, baş mürettip Mahmut ve ikinci mürettip Nadir Efendi’lerden oluşan üç kişinin çalışması sonucu kol dönmüş ilk nüsha çıkmıştı. “... Mustafa Kemal’in yaveri Ruhi Bey, daha mürekkebi yaş gazeteyi alarak, koridorun hemen ötesindeki bir odaya girmişti. Vilayet matbaasının bulunduğu binanın sağı mürettiphane, makine dairesi, solu da, idarehane idi. Başka yer bulunamamış; Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin merkezi bu idarehanenin bir odasına yerleşmişti... Mustafa Kemal de, sık sık buraya gelirdi. İrade-i Milliye’nin ilk nüshasına şöyle bir göz gezdirdiğinde canı da sıkılmamış değildi. Bir prensip kararı vardı: Gazetede imzalı yazı yok. Buna rağmen verdiği direktifle yazılmış yazının altında koca bir imza duruyordu:   İsmail   Hami.”

         “Harekât-ı Milliye’nin Esbabı” adlı yazıyı Mustafa Kemal’den aldığı direktif üzerine yazan, İstanbul delegesi olarak kongreye katılan ve aynı zamanda bir gazeteci olan İsmail Hami idi. 14 Eylül 1919 da dört sayfa halinde çıkan İrade-i Milliye gazetesinin bu ilk sayıda bu yazıdan başka, kongre haberleri, Mustafa Kemal Paşa’nın kongreyi açış nutku, kongrenin Padişah’a çektiği tel, millete hitab eden beyanname, Mustafa Kemal’in Mayıs ayında Havza’dan Padişah’a yolladığı telgraf ve pek çok önemli yazı yer   alıyordu.

           Gazete, ilk zamanlarda baskı bakımından pek çok sıkıntıya uğramıştı. Bunlar malzeme olduğu kadar, özellikle iki çalışanı olan Mahmut ve Nadir Efendi’lerin korkutulmasıydı. “... bu iki çalışkan mürettibi bazı fesatçılar ve bozguncular korkutmuşlar.   Demişler   ki:

— Padişah’a isyan mahiyetinde yazılar ile dolu olan İrade-i Milliye gazetesini çıkaranlarla   beraber   mürettipleri   de   ipe   çekecekler.”

           Bunun üzerine elleri işten soğuyan bu mürettipleri, müdür Abdülkadir ve Selahattin, aydınlatarak durumun böyle olmadığını ve “... tuttuğumuz ve takip ettiğimiz bu yoldan başka vatanın kurtuluş yolu yoktur. Eğer vatan kurtulmazsa ne matbaa kalır, ne mürettip... Sizler millet yolunda birer kahraman işçilersiniz. Kahramanlar ne menfaat ve ne de korku bilmezler...” diyerek çalışmalarını temin etmişlerdi. Eğer bu iki mürettip işten çekilseydiler, İrade-i Milliye gazetesinin neşriyatı uzun süre    aksayacaktı.

           İlk devrede bin kadar nüsha çıkarılan İrade-i Milliye gazetesine yurdun her tarafından telgraf ve mektuplarla abone talebleri ve tebrikler geldi. Bunun üzerine baskı sayısı gittikçe arttırıldı. Birinci ve ikinci nüshalarda sürüm tahmin edilemiyeceği için ve bir de bir vilayet matbaasında hayli fazla basılması mübalağalı göründüğü için az basılmıştı. Yapılan müracaatlar bunun yetmediğini gösterdiği gibi, günü geçmiş nüshaları yirmi değil, ikiyüz kuruşa dahi arayanlar vardı. Özellikle İstanbul’dan çok isteniyordu.
Çıkan nüshaların önemli bir kısmı propaganda için her tarafa, Müdafaa-i Hukuk Cemiyet’lerine, belediyelere, diğer cemiyet ve halk birliklerine gönderiliyordu. İşgal altındaki yerlerde uygulanan sansür, gazetenin buralara gitmesini engellediği için nafia başmühendisliği, maarif ve ziraat ve evkaf müdürlükleri gibi resmi damgalı zarflar içine koyarak yollama yolu benimsendi. Çünkü, İstanbul telgrafhanesi almış olduğu emir üzerine Sivas Kongresi’nin şehir postahanesinden yollamaya çalıştığı telgrafları dahi kabul etmiyordu. Onun için şüphe çekmeyecek bir yol düşünülmüş ve bu yol bulunarak vilayetin Nafia, Ziraat ve Baytar dairelerinin mühürlü zarfları içinde Anadolu ihtilalinin lideri Mustafa Kemal Paşa’nın gazetesi istenilen yere gönderilebilmişti.

         O günlerde Sivas Ziraat Çiftlik Mektebi Müdürü olan Süleyman Fahri: “bir gün Heyet-i Temsiliye, bir tamimle İstanbul’la resmi muhaberesi olan dairelerden ellişer adet başlıklı resmî zarf istedi. Ben de, “Sivas Ziraat Çiftlik Mektebi” başlıklı zarflardan elli tane verdim. Bunların ne olacağını bilmiyordum. Fakat günün birinde İstanbul’daki “Halkalı Ziraat Mektebi Âlisi” müdürü Nazım Bey’den bir mektup aldım. Kendisine gönderdiğim İrade-i Milliye gazetesine teşekkür ediyordu. O zaman bu zarflar ile İstanbul’a İrade-i Milliye gazetesinin gönderildiğini   anladım.”

         Bu gazetenin bir nüshasını ele geçiren İngiliz’ler Bâb-ı Âli’ye gelerek protesto vermişlerdi. Üstelik kendilerinin Merzifon ve Samsun’u boşaltmalarından sonra Sivas halkının “Kahrolsun İşgal.” diye bağırdığını ve bunu İrade-i Milliye gazetesinin dahi yazdığını belirtmişlerdi. Dahiliye Nazın Damat Şefik Paşada, Sivas Valisi’ne gönderdiği telgrafta “Kahrolsun işgal.” diye bağırıldığını, bu gazetenin yazmasından şikayet ediyor, bu gibi neşriyatın önlenmesini   istiyordu.

            Osmanlı devletinin malı ve onun kontrolü altında bulunan, bulunması gereken Sivas Vilayet matbaası bunları dinlemeyerek çalışmalarına devam ediyor, altmışlık mürettip Nadir Efendi kendisine verilen yazılan diziyordu. Yine böyle bir gün tezgah üzerinde duran kağıda    iyice    eğilmiş,   okumuş, bir    daha   okumuştu:

“— Allah, Allah. Bakalım. Yanlış mı, nedir?” Hemen matbaa müdürü Abdülkadir Bey’i   bularak,

“— Baksana şuraya.. “Hain Ferit” mi diyor? Bu, bizim sadrazam Damat Ferit Paşa   olmaya?”

“—Evet.Sadrazam   Damat Ferit   için   söylüyor.”

         Osmanlı devletinin bir vilayetinde, hem de Vilayet matbaasında Sadrazam için “haindir” diyen bir yazı nasıl dizilirdi? Bunu dizenin başına neler gelmezdi? İhtiyar mürettibin aklı bir türlü bunu almıyordu. Matbaanın genç müdürü onu iknaya   çalışmıştı:

“— Bunu Mustafa Kemal Paşa yazdırmış, sen korkma, dizmeye bak.” Nadir Efendi yine    de    elleri    titreyerek    yazıyı    dizip    tamamlayabilmişti.

          İrade-i Milliye, Heyet-i Temsiliye’nin Sivas’ta bulunduğu müddet zarfında 19 sayı kadar çıktı. Bunlarda Ulusal Bağımsızlık Savaşı ile ilgili bilgiler, Mustafa Kemal Paşa’nın bildirileri, Heyet-i Temsiliye’nin kararları ve çeşitli yazılar yer alıyordu. İrade-i Milliye’nin ne olduğu, niçin bağımsızlık savaşına girişildiği, neler yapıldığı, memleketin neden bu duruma düştüğü, şu andaki durum, kamuoyuna bu gazete vasıtası   ile   duyurulmaktaydı.

         Mustafa Kemal, Heyet-i Temsiliye ile birlikte İrade-i Milliye’yi de Ankara’ya götürmek istemişti. Fakat Sivas ileri gelenleri “İrade-i Milliye Sivas’ta intişara başlamakla bu memlekete tarihî bir şeref vermiştir, biz bu yüksek şerefi memleketde ebedileştirmek istiyoruz. Gazetenizi bize bağışlayınız. Aynı maksad uğrunda bu ışığı burada devam ettirelim” dediler. Mustafa Kemal de, bu isteğe uyarak gazeteyi Sivas’ta   bıraktı.

         Önceleri haftada bir defa çıkan gazete sonraları haftada iki ve daha sonra da günlük olarak çıkmaya başladı. Fakat, Mustafa Kemal’in Ankara’ya hareketinden sonra gazete Mustafa Kemal’in kontrolünden de uzak kaldığı için bazı istek ve yakınmalara neden oldu. İrade-i Milliye hakkındaki yakınmalar kısa sürede Mustafa Kemal’e iletilmişti. Nitekim Niğde’deki II. Fırka Komutanı Mümtaz Bey, 30 Ocak 1920’de Mustafa Kemal Paşa’ya çektiği şifre telde, Sivas’ta yayınlamakta olan İrade-i Milliye gazetesi adına abone olan kişilerin, abone bedeli olan ikibinaltmış kuruşu 8 Aralık 1919 da Sivas’taki İrade-i Milliye Gazetesi Müdürlüğüne gönderildiğini, ama bu gazetenin kendilerine yollanmadığını, artık bu gazete yönetimine itimadı olmadığını, bu yüzden de abone kaydının başarılı olamıyacağını belirtmekteydi. Mustafa Kemal Paşa, Sivas Heyet-i Merkeziyesine 15 Ocak 1920 de yazdığı bir yazıda İrade-i Milliye Gazetesinin abonelere sürekli gönderilmesi gerektiğini hatırlatmıştı. Mustafa Kemal Ankara’da olmasına rağmen, bu yakınmalarla yakından ilgilenmiş Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın önemli yayın organlarından biri olan İrade-i Milliye’nin her yere ulaşmasını sağlamak amacıyla gerekli girişimlerde bulunmuştu.

        Gazetenin dağıtımında, özellikle işgal altındaki bölgelere ulaştırılmasında büyük zorluklar çekilmiş, gazeteleri zamaninda ellerine geçmeyen abonelerden gelen şikayetlerin ardi arkasi kesilmemiştir. Bunun yanı sira abone ücretlerinin toplanmasinda da bazi sıkıntıların olduğu, gazetenin ilerleyen sayılarında, "Sayın abonelere" yapılan hatırlatnalardan anlaşılmaktadır.
irade-i Milliye ilk sayısında yayımlanan ve bizzat Mustafa Kemal'in İsmail Hami'ye yazdirdiğı "Harekat-i Milliye'nin Esbabı" başlıklı makalede, savaştan ve mutarekeden sonra toplum ve ülkenin içine düşüldüğu durum, muttefikimiz olan Almanya ve Bulgaristan'ın durumu ile karşilaştirilip sorgulanmakta, Damat Ferit Paşa'nin teslimiyetçi iç ve diş politikasi eleştirilmekte , Anadolu'da başlayan ve güçün bizzat milletten alan Milli hareketler anlatılmaktadir.
Bunun yanı sira bu ilk sayida, gazetenin yayınlanmasindan On gün önce toplanan Sivas Kongresinde Mustafa Kemal Paşa'nin Kongreyi açış nutku, ile Padişah'a, Sadrazam'a ve itilaf devletlerine geçilen arıza ve muhtralar yer almaktadir.

ikinci sayısı, ile birlikte , yine gazetenin yayımlandığı tarihten önce başlayan ve devam eden ve Ferit Paşa kabinesine karşı duyulan güvensizlik ve bu kabine ile her türlü ilişkinin kesilmediğine dair her livadan, kazadan ve bölgeden İstanbul'a, itilaf devletierine ve 'Heyet-i Temsiliye ve yağdırılann telgraflarla sütunlanı süsleyerek, Anadolu'nun sesini ve isyanı hem itilaf devletlerine hem de yurdun her tarafına ulaştırmış ve 'Millet, böyle bir hükümete müstahak olmadığını, bu büyük ve müttehid hareketiyle' bütün cihana karşı ispat etmiş olduğu gibi. Fazla olarak bu süreti her türlü ta'rize karşi milletiyle beraber oluğunu söyleyen Padişah ile millet de ittihad etmiş olduğundan artik hainler için adalet-i milliyeye teslim-i nefs etmektedir başka bir iş kalmamış demektir" ifadesi ile kabinenin ihanet içerisinde olduğunu, bütün milletin de böyle bir hükümeti istemediğini toplu hareketiyle gösterdiğini hem de padişahın kabineye karşı milletle birlik olduğunu, kabinenin ıskatından başka bir yolun kalmadığını düşman herkese kanıtlamıştır.
Anadolu'da ulusal birlik sağlanmaya çalışırken, bu birilgin oluşmasını engellemek için büyük çabalar harcayan, başta hain Ali Galip ve hempaları olmak üzere, Ferit paşa kabinesine kişisel çıkar ve makam hırsı ile başı bir çok yöneticinin marifetleri İrade-i Milliye sayesinde ortaya dökülmüş ve bu gibi vatan hainleri, halkın baskısı ve örgütlü gücü karşısında, görevlerini terk ederek ortadan kaybolmak zorunda kalmışlardır.
Bütün bunların yan sıra, "Harekat-i Milliyenin ne olduğu, neden gerektiği, kime karşı kimlerin bu mücadaleyi yürütmek zorunluluğunda olduğu" konularında halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi doğrultusundaki yazılara ağırlık verilmiş," Hatekat-i Milliye en muazzam harekat-i medeniyetir. Hayat memat meselesi edvar-i kadim-i beşeriyete ait hurafat-i tarihiye dahi dahil olduğu halde en mevsuk senetlere müştenit vakayi arasında görülen kesretli! misallerdenmüstetbi bir takım kanunlara tabidir. Bunların en muhim ve
esaslısı, Milletlerin hakk-i beka ve devamına kafil olan harp ve kiyam kanunlandir." gibi yazılarıyla yaşamak ve devamlılığını sağIamak isteyen ulusların gerektiğinde savaş ve isyan etme haklan bulunduğu , bu yoldakı ulusal hareketlerin en uygarca davranişlardan olduğu, bu nedenle herkesin Milli Mücadele saflarında yerini alması gerektiği ısrarla anlatilmiştır.
Ferit Paşa Kabinesine karşi yürütülen yoğun kampanya sonucu , İngilizlerin açık desteğine rağmen Ferit Paşa Kabinesi ıskat edilmiş ve Anadolu harekatına yakın olan Ali Riza Paşa başkanlığındaki yeni kabinenin kuruluşu ve tatil edilmiş, olan Meclis-i Meb'usan için yapılması gereken ve Ferit Paşa tarafından sürekli ertelenen seçimlerin yapilmasi ve bunun sonucunda da Milli mücadeleden yana bir çok önemli kişinin Meclis-i Meb'usan'a girmesi sağlanmiştir.
İrade-i Milliye gazetesi , yayın hayatina başladığı 14 Eylül 1919 tarihinden önce başlayan ve devam eden isgaller ile bu işgal bölgelerinde yaşayan ve işgal kuvvetlerinden cesaret alan, teşvik gören yeli Rum ve Ermenilerin Türk ve Muslumanlara uyguladıkları fecaiyi, can, mal ve ırzlarına yapılan bin bir türlü saldırıyı ve bu saldırılar karşısında ,işgal kuvvetlerinin vurdum duymazlıgını ve bu olaylar karşısında Ülkenin her tarafindan yükselen protestoların dünya kamu oyu ve vicdani önüne sermiştir.
İrade-i Milliye bir taraftan iç olaylarla ilgili olarak halkı bilgilendirip ,bir taraftan onu Harekat-i Milliye ve Milli Mucadele etrafında örgütlemeye ve mücadele saflarına kazandırmaya çalışırken bir diğer taraftan da diş basında hakkımızda çıkan yazıları , dünyada gelişen olayları , Londra ve Pariste sürdürülen ve bir türlü sonuçlandırılamayan barış görüşlermeleri , İslam ülkelerinin tavırlarını, komşu ülkelerde olup bitenleri çok yakından izleyerek gelişmeleri mümkün olduğu kadar okuyucusuna duyurmaya calişmiştır.
Özellikle Doğu komşumuz Rusya'da gelişen ve bütün dünyayı etkileyen Bolşevik harekatıni, her hangi bir yorum yapmaksızın çok yakından ve dikkatle izlemiş ve gelişmelerden sürekli olarak kamu oyunu bilgilendirmiştir.
İrade-i Milliye gazetesi Sivasta yayimlandigi halde, yerel bir gazete kimliğine dönüşünceye kadar, Sivas şehri ile ilgili sorunlara çok az yer verebilmiştir. Bunun nedeni gazetenin yüklendiği ulusal görevdir. 0, Heyet-i Temsiliye'nin, karari, inançli ve mücadeleci sesidir ve bu sesi tüm yurt içine ve dişmana ulaştırmakla görevlidir. Öncelik, vatanın ve milletin kurtuluşu ve bu yoldaki örgütlenmelerin sağlanmasıdır, bütün çabasi bu yönde yogunlaştırılmış olan İrade-i Milliye gazetesinin o sıralarda Sivas ilinin yerel sorunlan ile yeterince ilgilenememesini doğal karşilamak gerekir.
Yine de Sivas'ta yapilan sosyal etkinliklere, önemli atamalara, mahkeme ve icra ilanlarına, ticari ve tibbi reklamlara, özellikle o siralarda Sivas ve Tokat çevresinde oldukça yaygın olan ve halkm sağlığını tehdit eden "Firengi" hastaligi ile iigili , halki bilgilendirme ve yönlendirme amacına dönük ilmi yazılara, Milli Mücadeleyi yürüten eş, kardeş ve evlatlarına destek olmak üzere kurulan ve tüm yurtta örğütlenme savaşını veren "Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti" 'nin çalişmalarına sütunlarında övünçle yer ayırabilmiştir.

            İrade-i Milliye Gazetesi 1922 yılı sonuna kadar üç yıl Sivas’ta çıkmaya devam etti. Yalnız bölücülüğe kayan ve aynı zamanda şahsi çekişmelere giden guruplardan birinin aleti oldu. Ankara’da “Hakimiyet-i Milliye” çıkmaya başlayınca da her geçen gün daha da söndü. İstiklal mahkemesince mahkum edilen Halis Turgut’un, müdür-ü mesul olduğu dönemde iki defa kapatıldı. 1921 yılının Şubat başındaki kapanışı iki buçuk ay devam etti. “... nihayet vilayet matbaasında gazetenin basılması imkanı olmadı ve yeni bir matbaa açmağa da malî kudretim müsait olmayınca gazeteyi kapadım. Sonraları memuriyetle taşrada iken matbaanın içindeki mevcut nüshalarla birlikte yandığını esefle öğrendim.”
            İrade-i Milliye’nin kapanması ile diğer bir gurubun sözcülüğünü yapmak üzere Gaye-i Milliye gazetesi, 2 Mart 1921 de çıkmaya başladı. Milli Mücadele’nin en buhranlı günlerinde Sivas halkı ikiye ayrılmış ve bu gazetelerde bu ikiliği körükleyici neşriyat yapıyorlardı. Halis Turgut’un idaresi altında olan İrade-i Milliye özellikle Büyük Taarruz’dan altı ay önce bölücü faaliyetlerini şiddetlendirmiş, 1922 ilkbaharındaki belediye seçimlerinde şahsi kavgalara daha da bağlanmıştı. Son nüshasının ne zaman çıktığı ve kapandığı bilinmemektedir. 1922’nin Mart ayında son nüshasının çıktığı tahmin olunuyor.16 Bugün Ankara’da Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde 1-42 sayılar, ayrıca Başbakanlık Basın Yayın Genel Müdürlüğü kitaplığında da 1-42 sayılar bulunmaktadır.17 Sivas İl Kültür Müdürlüğü de, bu gazetelerin günümüz Türkçesine çevrilmesi ve bilim dünyasına kazandırılması konusunda uğraş vermektedir.















İRADE-İ MiLLiYE'DE BAZI BAŞYAZILAR ve MAKALELER



•   Harekat-i Milliyenin Esbabi
•   Ferit Pasa Kabinesi iLe Kat'i Munasebet Hey'etin ilk Adimi
•   Padşahımiz Ne diyor? Hükümetimiz Ne Yapıyor?
•   Millet Davası
•   Harekat-i Milliye En Muazzam Hareket-i Medeniyettir
•   Temps Gazetesi Ve Harekat-i Milliye
•   Ferit Paşa'ın Rufeka-yi ihaneti
•   Hala Mugalata
•   Harekat-i Miliiye Ve Fransa
•   Intihabat
•   Ferit Paşa'ya Cevaptan Sonra
•   Yeni işgaller Muvacehesinde
•   Fırka Zihniyetleri
•   Leh Ve Aleyh
•   Mahal-i içtima' etrafında
•   Tereddi Meselesi
•   Meclis-i Milli'de
•   Sulh Ve Türkiye
•   Asri Zihniyet Ve Tenakuzlarımız
•   Heyet'i Temsiliye şehrimizden Giderken
•   Teslihat Tahdit Edilecek mi ?
•   Elbistan Mitingi Münasebetiyle
•   Heyet-i Tesriiye"
•   Yanliş bir Zehab ve iftira
•   Türkiye Sulhu ve Avrupa Siyaseti
•   İstanbul Meselesi
•   Doğru Sözler Acı Hakikatler
•   Gözümüzü  Açalım
•   Avrupa Medeniyetinin iç yüzü ve Fransa Hunharlığı
•   Tehlike Karşısındayız
•   Matbuat ve Vezaif
•   Çete Reisleri

 



KAYNAKLAR



   
I.   MİLLİ MÜCADELEDE İRADE-İ MİLLİYE GAZETESİ

Yazar   : MEVHİBE GÜL KESKİN


II.   ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 23, Cilt: VIII,

Mart 1992


III.   CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRKİYE ANSİKLOPEDİSİ, CİLT 1
Gönderen Konu: KÖY ANIZLARI YAKILIYOR  (Okunma Sayısı 38 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Mayıs 01, 2007, 07:49:46 am »

KÖY ANIZLARI YAKILIYOR


2006 Yılı anız yakma yılı oldu.Çevre köylerde bu zaman zaman görülsede,bizim Karagöl köyünde oldukça sık raslanan olay durumuna geldi.
Kayseri-Sivas demir yolu hatı boyunca en çok Karagöl köyü altında yangınlar meydana geldi.Bu sebepten dolayı bir çok bağ,bahçe heder oldu,ağaçlar kurudu.
Köylünün duyarsız kalmaması sonucu el birliği ile yanğınlar söndürüldü;fakat gönül ister bu yangınlar hiç çıkmasın ,can ve mal güvenliği tehlikeye girmesin.Anız yanğınlarının toprağa verdiği ve çevreye verdiği zarar saymakla bitmez.Karagöl köyü mezarlıklarına Aşir Dağdelen tarafındançok güzel kendisini kurtarmış çam fidanları dikildi.Ne yazıkki köyün şarkışla istikametinde bulunan mezarlıkta çıkan yangın sonucu bu güzelim çam ağaçları heder olup gitti.
Dilerim aynı durum Çepni sokağındaki mezarlığın başına gelmez.Önceden yangına karşı önlem alınır.Tabiki temenimiz yangın hiç bir yerde çıkmasın,kazara çıkarsa da zararın neresinden dönersen kardır sözünden yola çıkılıp halk bu konuda ne yapacaksa bilinçlendierilsin.
Örneğin köyün kenarında çıkacak olan mahallerde ,ilgililer tarafından kapalı su şebekesinin suyu yangın mahalindeki mühüte bırakılırsa iyi bir önlem alınmış olacağını düşünüyorum.
Yangından uzak bir Karagöl köyü  ve yöresi temenilerimle.

                                                                                                                                  Ömer TURAL
Logged
İşli Çörek
MADIMAK YEMEGİ
Gönderen Konu: MADIMAK YEMEGİ  (Okunma Sayısı 44 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Haziran 08, 2007, 07:13:33 am »


Malzemeler

1 kg madımak
200 gr kıyma
2 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı salça
1 fincan bulgur
2 soğan
Tuz, karabiber

Madımakların kök tarafındaki kırmızı kısımlar alarak ayıklayın. Yıkadıktan sonra süzün ve soğanları soyup yemeklik şeklinde doğrayın. Tereyağına soğanları pembeleşene kadar kavurun ve kıyma ilave ederek 4-5 dakika pişirin. Salça ve sekiz su bardağı su ekleyip kaynatın. Madımak ilave edip 10 dakika kaynattıktan sonra bulguru ekleyin. Tuz ve karabiber ilave edip tencerenin kapağını kapatarak 25-30 dakika kaynatın. Sıcak olarak servis edin.

İGDE
AKASYA
EBEM GÜMECİ
PAPATYA
Gönderen Konu: İGDE  (Okunma Sayısı 75 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Mayıs 31, 2007, 02:04:03 am »

İGDE

Igde: (Ölweide / Olivier / Sauvage / Oleaster / Elaeagnus /) Kisin yapraklarini döken veya dâimâ yesil kalan, çali veya agaç hâlinde olan, çok dallanmis, dikenli veya dikensiz odunsu bitkilerin meyvesine denir. Agacinin, sürgünleri çogunlukla dikenlidir. Tomurcuklari küçük, kisa saplidir. Yapraklar dar, serit hâlinde ve tam kenarlidir. Yapraklar ve sürgünler gümüsî renkli tüylerle örtülmüstür. Haziranda açan çiçekler kisa salkimlar halinde sürgünlerin asagi kisminda kümeler hâlinde yer alir. Çiçeklerin dis tarafi gümüsî beyaz, iç tarafi sari renkte olup, çok hos kokuludur. Igdenin vatani Akdeniz bölgesidir. Kus igdesi adi verilen Eleognus angustifolia, Anadolu’nun hemen hemen her tarafinda yetisir. Bag ve bahçe kenarlarinda çit bitkisi olarak da kullanilir. 7-8 m boylanabilir ve baygin kokuludur. Bu türün meyvesi makbul olmayip, kültüre alinmis olan çesidine, E. angustifolia varyete orientalis denir.

Kullanildigi yerler: Anadolu’da bag ve bahçelerde tatli meyvelerinden dolayi meyve agaci olarak yetistirilmektedir. Meyveleri zeytin meyvesi büyüklügünde ve sarimsi-kahve renginde olup yenilebilir. Bagirsak
Gönderen Konu: AKASYA  (Okunma Sayısı 18 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Mayıs 31, 2007, 01:58:20 am »

AKASYA

Akasya Ailesi (Acacia sp.)
Akasyalar üzerinde dikenleri olan sıcak hava ağaçlarıdır. Kışın oda içinde bekletilmesi gerekir ancak bazı türleri kış soğuklarını da severler.

Akasyalara bazen Altın mimoza’lar dendiği de olur. Akasyalar bazen tohumlarını verdikten sonra tohumlardan çiçek de açabilirler ama, bonsai olarak yetiştirilirken çiçek açması daha da güçleşir.
 
Işık:
Akasyalar ışığı çok ama çok severler. O yüzden kış aylarında havalar elverdiği sürece ve diğer mevsimlerde güneşe koyun.
 
Isı:
Akasyalar üzerinde dikenleri olan sıcak hava ağaçlarıdır. Kışın oda içinde bekletilmesi gerekir ancak bazı türleri kış soğuklarını da severler.   
 
Sulama:
Sulama yapmadan önce toprağın kuruduğundan iyice emin olun. Günlük olarak da spreyleme yapılabilir.
 
Gübreleme:
Büyüme sürecinde her 15-20 günde bir yapılabilir. Standart Bonsai gübresi kullanın (N-P-K 10-10-10 veya benzeri), çiçek açmasını istiyorsanız düşük nitrojenli gübre de kullanabilirsiniz.
 
Saksı Değiştirme:
Ağacın yaşına ve dinçliğine göre her 2-3 yılda bir saksı değiştirilebilir. Düşük organik oranlı ve su geçirgenliği yüksek toprak kullanın. Saksı değiştirme sırasında kök uçlarını budayın ve saksı değiştirmeyi sıcak havalar başlarken yapın.
 
Form Verme:
İlkbahar’dan sonbahara tel ile şekil verilebilir. Tel ile şekil verirken dikkat edin, dalları çok narin olduğu için zarar verebilirsiniz (aynı zamanda dikenler size de zarar verebilir) Akasyalar yukarı doğru çok çabuk uzayabilir ve dallanabilir ve bu bazen alt dalların ölmesine yol açabilir.bu yüzden de uç dalların budanması sıkça ve sürekli yapılmalı akasyaların yaprakları bitişik olduğundan yaprak budaması boşuna olacaktır.
 
Üreme:
Tohumlar veya budamalar ile. Budamalar ilkbahar veya yaz aylarında yapılmalı ve kök geliştirici hormon içerisine yerleştirilmeli. Akasyalar tohumdan daha iyi yetişebildiği için tohumdan yetiştirmek daha kolay gibi görünmekte. Tohumların her ne kadar kalın kabukları olsa da özel bir bakıma ihtiyacı yoktur. Tohumların diplerini bir kesici ile kesip ılık suda iki gün boyunca bekletin daha sonra da ekin.
 
Zararlılar:
Sinekler, sülükler, keneler ve benzerleri ayrıca kalın kabuklu diğer böcekler.
Gönderen Konu: EBEM GÜMECİ  (Okunma Sayısı 18 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Mayıs 31, 2007, 01:54:12 am »

EBEM GÜMECİ

Anadolu genelinde semizotu gibi en çok tanınan ve kullanılan yaban bitkilerinden biridir. Gömeç ve kömeç, aynı zamanda ekmek anlamına geliyor, bu yüzden bitki ebe ekmeği, ebem ekmeği, kuş ekmeği, ekmekçik vb. adlar alıyor. İlk sürgünleri ilkbaharda veriyor. Sonbahara kadar pembe üzeri mor çizgili çiçekler açıyor. Değişik cinsleri var. Hem sebze, hem ilaç olarak kullanılıyor. Kök, yaprak ve çiçeklerinden yararlanılıyor. Bronşit, nezle nefes darlığı için ideal. Göğsü yumuşatıp öksürüğü kesiyor. Zehirlenmelere, burun kanamalarına, idrar yolları tıkanmalarına, böbrek hastalıklarına iyi geliyor. Yemek olarak sadece yapraklarından yararlanılıyor. Tek başına, çorbası, salatası, yemeği, kavurması, sarması yapılıyor. Karışık ot kavurmalarında, ot böreklerinde, karışık ot çalkamalarında kullanılıyor. Çiçekleri ise çeşitli süslemeler ve şekerlemelerde kullanılıyor.
Gönderen Konu: PAPATYA  (Okunma Sayısı 21 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Mayıs 31, 2007, 01:43:19 am »

PAPATYA

  Mayıs papatyası (Matricaria chamomilla L.), ülkemizde adi papatya, babunç,  tıbbi papatya yada sadece papatya adlarıyla bilinir. Papatya; genelde balçıklı topraklarda, orman çayırlıklarında, eğimli topraklarda, tahıl, mısır, patates ve şalgam tarlalarında yetişir. Gitgide yaygınlaşan yapay gübre ve kimyasal ilaçların kullanımı yüzünden, çok değerli papatyamızın yaşama alanları her geçen gün biraz daha daralmaktadır. Fakat, kar yağışlı kışlardan ve yağmurlu ilkbaharlardan sonra alışılmıştan daha fazla yetişir. Yabani papatya ile arasındaki fark, sarı çiçek tabanının içinin oyuk ve kokusunun daha etkili ve hoş oluşudur. Çiçekler sapsız olarak, mayıstan ağustosa kadar, öğlen güneşinde toplanmalıdır.

  Çocuklara özellikle, kramplarda ve karın ağrılarında papatya çayı içirilebilir. Papatya çiçeği, gaz birikiminde, ishalde, deri döküntülerinde, mide rahatsızlıklarında ve balgamlanmalarda yardım eder. Ayrıca, adet görme aksaklıklarında, adet görememe hallerinde ve daha başka nitelikteki,  dölyatağı (rahim)  şikayetlerinde, uykusuzluk, testis iltihabı, yüksek ateş, yara  ve diş ağrılarında yardımcı olabilir. Papatya, terletici, sakinleştirici ve kramp çözücü etkilere sahip olmasının yanı sıra, her tür iltihaplanmalarda ve özellikle mukoza iltihaplarında dezenfeksiyon ve iltihap kurutucu olarak kullanılabilir. Göz ve gözkapağı iltihaplarında, kaşıntılı ve akıntılı deri döküntülerinde dıştan kompres ve yıkama olarak, diş ağrısında gargara olarak ve ayrıca yaraların yıkanmasında kullanılır. Bir olay yüzünden kızgınlığa kapıldığınızda veya sinirlendiğinizde, hemen bir bardak papatya çayı içiniz; kalbiniz zarar görmeden, hemen sakinleşeceksiniz. Ağrılı bölgelere, kurutulmuş papatya ile doldurulmuş sıcak yastıklar koymak (Bitki Yastığı) da özellikle önerilir. Yatıştırıcı etki içeren papatya banyoları ve yıkanmaları da tüm sinir sistemini en iyi biçimde etkiler. Ağır hastalıklardan, bitkinlik hallerinden sonra kendinizi çok iyi hissetmeye başlayacak ve rahatlayacaksınız. Yüz ve cilt güzelliği bakımında da papatyayı unutmamalısınız. Kaynatılmış bitki suyu ile haftada bir kere yüzünüzü yıkayacak olursanız, cildinizin nasıl tazelendiğini ve sağlıklı bir renk kazandığını göreceksiniz. Saç bakımında da, özellikle saçları açık renk olanlar, kaynatılmış papatya suyu kullanmalıdırlar. Böyle yıkanacak olurlarsa, saçlarınız güzelleşecek ve göz okşayıcı parlaklık kazanacaktır. Papatya merhemi, basura karşı kullanılabilir.  Papatya buğusu kullanarak, nezle ve sinüzit kısa sürede iyileştirilebilir. Antik çağda bile, sinir ağrıları ve romatizma, papatya yağı ile masaj yapılarak tedavi ediliyordu. Eski bitki kitaplarında yazdığına göre, papatya yağı, organların yorgunluğunu alır ve kaynatılmış bitki lapası hasta mesanenin üstüne uygulandığında, ağrıları hafifletebilir.

Kullanım Biçimleri:

Çay hazırlamak: Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu çiçek, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (Kaynatılmaz), 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür.

Banyo katkısı: Tam banyo için dört avuç dolusu, yüz veya saç yıkamak için bir avuç dolusu papatya çayı haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra banyo suyuna eklenir.

Kompresler: Bir bardak kaynar süt, bir yemek kaşığı dolusu çiçeğin üstüne dökülür, demlenmesi için 8-10 dakika beklenir ve posası süzüldükten sonra sıcak sütle kompresler yapılır.

Bitki yastığı: Keten bezinden yapılmış bir yastık, kurutulmuş çiçeklerle doldurulur ve ağzı dikilir. Kuru bir tavda iyice ısıtılır ve hasta organın üstüne koyulur.

Papatya yağı: Güneşli havada toplanmış çiçekler, bir şişenin içine gevşekçe doldurulur ve üstüne sızma zeytinyağı, çiçekleri örtecek kadar eklenir. Şişe 14 gün boyunca, arada bir çalkalanarak ve kapağı açılarak, güneşte bekletilir. süre sonunda tülbentten süzülür ve koyu renkli şişelerde, serin bir yerde saklanır.

Papatya merhemi: 250g içyağı ( veya margarin ) tavada iyice kızdırılır ve iki avuç dolusu taze çiçek içine eklenir. Tavadakiler köpüklenmeye başlayınca karıştırılır, ağzı kapanarak serin bir yere bırakılır. Ertesi gün yeniden ısıtılır, tülbentten geçirilerek süzülür ve cam veya porselen merhem kaplarına aktarılır. Buzdolabında saklanmalıdır.

Papatya Buğusu: İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine, taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra, süzgecin üstü kapanır. Bir süre sonra , yumuşamış olan bu sıcak bitkiler çıkan buhar genize çekilir.
uyurken sağa dönün...
KENE'YE DİKKAT
Gönderen Konu: uyurken sağa dönün...  (Okunma Sayısı 15 defa)
_qokhan_
Yönetici
Tecrübeli Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10


__qokhan__


« : Kasım 02, 2007, 05:34:41 pm »

Bir tarafa yatarak uyuma durumunda, yatılan yöne bağlı olarak burun deliklerimizin birisinin tıkanırken, diğerinin açıldığı ve solunumun açık olan burun deliğinden yapıldığı araştırmalarla belirlenmiştir. Ayrıca nefes alınan burun deliği ile beynin yarımküreleri ve sempatik-parasempatik sinir sistemleri arasında da bir münasebet olduğu, çalışmalarla gösterilmiştir.

Sağ tarafa yatılması durumunda, sağ burun deliği tıkanmakta, sol burun deliği açılmaktadır. Sol burundan yapılan nefes alma ile sağ beyin yarımküresinin aktivitesi artar.Sağ beyin yarım kuresinin uyarılması, parasempatik sinir sistemimizin faaliyetlerini artırmasına, kalp hızımızın yavaşlamasına, tansiyonumuzun düşmesine ve mide-bağırsak faaliyetlerimizin yavaşlamasına vesile olur. Dolayısıyla kalbimiz daha az yorulur, uykuya dalmamız daha kolaylaşır, bu da istirahatimizin daha iyi olmasına imkan sağlar. Diğer yandan sol tarafa yatılırsa ne olur? Sol burun deliğinin tıkanması ile birlikte sağ burun deliğinden nefes alınması, sempatik sinir sisteminin faaliyetlerinde artışa yol açar; bu durumda kişi heyecanlanmış gibi olur ve kalp atışlarındaki hızlanma ile kalp daha da yorulur. Bu yüzden uykuya dalma zorlaşır. Çünkü kalp atım hızının, tansiyonun, heyecan ve dikkatin artması uykuya engel olabilir. Sol tarafımız üzerine uyumada ise vücudumuz daha çok yıpranacaktır.


Sırtüstü veya yüzüstü yatınca durum ne olacaktır?

Yüzüstü yatmak zaten uzun süre mümkün olmadığı gibi, kalp,akciğerler ve mide bu durumda baskı altında olduğu için, ciğerlerimiz ve midemiz sıkışıp rahatsızlık verebilir. Sırtüstü yatıldığında ise bu rahatsızlıklar olmayabilir. Ancak uykuya dalmada gecikme olabilir.Bu durum da vücudun tam dinlendirici bir uykuya geçmesine ve dinlenmesine engel olabilir. Çünkü bu durumda gündüz olduğu gibi iki burun açık olacak ve parasempatik sistem uyarılamayacaktır. Ayrıca sırtüstü yatılması durumunda mide ve bağırsakların fonksiyonlarını gerçekleştirmesi biraz daha zorlaşacaktır. En faydalı ve belki de en az zarar görebileceğimiz yatış pozisyonun; "sağ yana yatarak ve ayakları vücuda doğru çekerek uyuma" şeklinde olduğu, yapılan araştırmalarla ancak bugün doğrulanabilmektedir.Bu yatış şeklinde hem mide ve bağırsaklar korunmakta, hem de
Admin
Administrator
Tecrübeli Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19


admin@karagolkoyu.info


WWW
« : Temmuz 19, 2007, 09:03:33 am »

KENE'YE DİKKAT


Tuzhisar ve Sarımsalı arasında,tesadüf gördüğümüz kaplumbağ üzerinde yapılan inceleme sonucu kaplumbağın üzerinde bir çok kene'ye raslanmıştır.

Tokat'lı arkadaşımız Bayram CANKURT görülen kenelerin şimdiye kadar  bilinen kenelerden farklı olduğunun idasında olup,bizlerde aynı kanıya varmışızdır.

Hayvan sever çocuklarımızın hayvanlarla oynarlarken çok dikatlı olmaları gerektiği bir geçektir.

Ömer Tural


NOT:Hemşertilerimizin sağlık sorunlarıyla ilğili soruları cevaplayacak,İnsanlara hizmet vermeye gönül vermiş bir DR. ihtiyacımız vardır.
« Son Düzenleme: Temmuz 31, 2007, 01:38:38 pm Gönderen: Ömer TURAL » Logged
ömerfaruk
Tecrübeli Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 17



WWW
« Yanıtla #1 : Ağustos 02, 2007, 05:36:40 am »

Linkleri Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Görebilir.
Linki Görebilmek İçin Kayıt Ol veya Giriş Yap
Linkleri Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Görebilir.
Linki Görebilmek İçin Kayıt Ol veya Giriş Yap
« Son Düzenleme: Ağustos 02, 2007, 06:02:24 am Gönderen: ömerfaruk » Logged
Tayfun TURAL
Administrator
Webmaster
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 208


ttural@msn.com


« Yanıtla #2 : Eylül 23, 2007, 08:45:54 am »

Keneyi Vücuttan Uzaklaştırma Yöntemi

Videoları Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Görebilir.
Videoları Görebilmek İçin Kayıt Ol veya Giriş Yap

KIREDİ KARTI YILLIK ÜCRET HAKINDA
TÜKETİCİ OLARAK HAKIMIZI BİLELİM
TÜKETİCİ HAKLARI
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Temmuz 24, 2007, 06:10:33 am »

KIREDİ KARTI YILLIK ÜCRET HAKINDA


           ................ BANKSI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

                                            .........................


Konu     Kıredi kartı yılık ücreti  hakında

Bankanıza ait.....................nolukıredi sahibiyim.Bankanız ile aramızda yapılan kıredi kartı üyelik sözleşmesinde kart ücreti alınacağı belirtilmiştir.ancak 4822 sayılı kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin korunma hakındaki 6.madesi gereüince;Sözleşmenin öncedenhazırlanmış satandart sözleşme olması dolayısıyle tüketici ile müzakere yapılmadan hazırrlanmıştır.
................so ödeme tarihli hesap bildirim cetvelinde yer alan .............YTL tutarılı üyelik ücretimin bir sonraki hesabımdan mahsubunu dilerim.



                Adı Soyadı
                 İmza
                 Tarih


Adres:









Gönderen Konu: TÜKETİCİ OLARAK HAKIMIZI BİLELİM  (Okunma Sayısı 19 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Temmuz 23, 2007, 07:05:56 am »

TÜKETİCİ OLARAK HAKIMIZI BİLELİM


TAKSİTLE SATIŞ SÖZLEŞMELERİ.

Taksitli satışlarda en çok karşılaşan sorunların başında,sözleşmelerde ödeme miktarı,faiz,gecikme faizi,vade sayısı gibi bölümlerin boş bırakılması gelmektedir.

Bu bölümlerin satıcı tarafından uzlaşılan şekilde doldurulmasına dikkat etmek lazım.

Sözleşmeden ayrı olarak senet düzenlenecekse HER BİR TAKSİT İÇİN AYRI AYRI SENET DÜZENLETİN.
Sözleşme metninin 12 punto olarak okunur siyah renkle yapılması lazımdır.

Borçlandığınız mktarı toptan ödeme hakınız vardır.gününden önce yapmış plduğunuz her ödemenin faizi düşer.

Düşülecek anlşmamazlıklarda .

TÜKETİCİ HAKLARI HAKEM HİYETİNE,
TÜKETİCİ MAHKEMELERİNE
Şikayet konusu içeren bir dilekçe ek bilgileriyle iyadeli taütlü olarak postayla
Gönderen Konu: TÜKETİCİ HAKLARI  (Okunma Sayısı 17 defa)
Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 431



WWW
« : Temmuz 23, 2007, 03:14:55 am »

TÜKETİCİ HAKLARI


Almış olduğunuz mal tanıtımda belirtildiğ şekilde veya arızalı çıkarsa .Tüketici önce kararlı bir şekilde durumu satcıya veya firmaya bildirmelidir.
Ürün değişmediği taktirde tüketici iadeli tavütlü dilekçeyle satıcıya en geç 30  gün içerisinde şikayetini yapması gerekr.

Bu durmda Tüketici malın iadesini,veya özürü değerinde para iadesini isteyebilir.Eğer tüketici malın tamirin iserse .tamir süresi 15 iş gücünü geçtiği taktirde tüketicini işini görecek aynı değerde ürünü geçici oarak üreticinin,tüketiciye temini zorunludur.

Garanti belgesi ugulamasıyla bir yıl içerisinde aynı malın arızası devam ederse tüketici malın değişimini isteye bilir.Ürün değişik yerlerinden 4 defa tamire girdiğizaman aynı hak tüketici için geçerlidir.

800.00 YTL'nin altındaki bedel için tüketicinin ikametgahının blndğ kaymakalıkbünyesinde krulu blunan Tüketici Sorunları Hakem Heetleri kararı tarafları ağlar.

Söz konusu miktar 800.00 YTL'nin üzerinde olursa .Bakanlığa bağlı olan İl Sanayi Müdürlüğü'ne tüketici mahkemesine baş vurulur.
Kayseri'de adres:Gevher nesibe mah.tekin sokak.(Kocasinan Belediye sarayı)
Tel:0352.231 10 08     E-MAİL:stmkayseriil@sanayi.gov.tr   

NOT:Aldığınız mal T.S.E. 'larına uyggunsa Ankara -T.S.E larına yazılı dilekçeyle baş vurabilirsiniz.
Adres:T.C.    TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ
Necati bey cadesi No:12 06100Bakanlıklar--ANKARA    Tel:o-312.416 62 00 --Faks:+90(312) 416 66 11    ALO  TSE:4440873
Almış oldugunuz ürünleri gönlünüze göre kulanmanız dileklerimle.

 

© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. Designed By Tayfun TURAL
Site Yazarı ve Yöneticisi Ömer TURAL